Genellikle yemeğin üzerine yenilen bir tatlıdan farklı bir şey değil. Kimimiz çok sever, kimimiz hiç yemez, kimimiz için de olsa da olur olmasa da…

Bizim kuşağımız ve daha sonrası için düşününce pek bir özelliği de yoktur, “muhallebi” der geçersin. Bizden öncekiler içinse muhallebinin yeri ayrıdır. Sevdikleri kişileri muhallebi yemeye davet etmişlerdir, yenilecek tatlı muhallebi olunca içinde aşk vardır mutlaka ve o zamanlar sanki sadece aşıklar için çalışır muhallebiciler.

Geçen gün ArmoniPark‘a gittik aşkımla, yemeğin üzerine Özsüt‘te bir tatlı yiyelim dedik ve oradaki şubesine doğru yöneldik. Girişteki masalardan birinde 70’li belki de 80’li yaşlarında bir çift oturuyor ve sakızlı muhallebi yiyorlardı. O kadar şirin gözüküyorlardı ki, anlatmam mümkün değil. Belki de ilk kez bir muhallebicide görüşmüşlerdi ve o günü yad etmek için oradalardı ya da yarım asırlık evliliklerinin vazgeçilmeziydi…

Tatlılarını bitirip liseli aşıklar gibi el ele uzaklaşmaları da çok güzeldi, kendimi onların yerine koymadım desem yalan olur.

Çok uzun yıllar sonra hayatın son demlerinde böyle bir aşka imrenilmez mi? Ve bir muhallebi daha ne kadar anlamlı olabilir?